Nihayet mesai saati bitmişti. Oturduğum bilgisayarın başından ağır ağır kalktım. Sanki sırtımda tonlarca yük taşımıştım. Belim, omzum ve sırtım o kadar ağrıyordu. Rahatlamak umuduyla gerindim. Yavaş yavaş tuvaletin yolunu tuttum. Elimi, yüzümü yıkamak için aynanın karşına geçtiğimde gözlerimin bütün gün ve bütün hafta bilgisayara bakmaktan kızarmış ve gözaltlarımın da morarmış olduğunu fark ettim. Ama şimdi hiç bunlara takılıp kalamazdım. Ne de olsa Cuma akşamıydı ve ben her Cuma yaptığım gibi eve gidip güzel bir yemek yiyecek , ardından seçtiğim alkolü içerken müzik dinleyecek ve bu sefer kendim için boş boş internette gezinecektim.
Yazar: Bahadır Eren
Her ne kadar bir yazılımcı olsam da, edebiyatı, sporu ve politikayı seviyorum... Elimden geldikçe vakit yaratıp okumaya ve okuduklarım hakkında bir plan dahilinde yazmaya çabalıyorum... Yazmaya çalışıyorum diyorum, çünkü, 'yazıyorum' kelimesinin çok basit bir şekilde kullanılabileceğine inanmıyorum... Umarım keyifle okur, fikirlerinizi benimle paylaşırsınız...