Spor

Islıklı protesto rezaleti ve egemenlerin ikiyüzlülüğü

TURKIYE - YUNANISTAN MACINDAN FOTOGRAFLAR MESUT ISIK - ISTANBUL / DHA

18 Kasım Çarşamba günü oynanan Türkiye-Yunanistan dostluk maçına taraftarların IŞİD’ın gerçekleştirdiği Paris saldırılarında ölenlerin anısına yapılan saygı duruşunu ve Yunanistan Ulusal Marşı’nı ıslıklaması damga vurdu.Maçın hemen başında gerçekleşen saygı duruşu stattaki yaklaşık 15 bin taraftar tarafından ıslıklarla protesto edildi. Bununla yetinmeyen taraftarlar Yunanistan Ulusal Marşı’nı da ıslıkladı.

Kimileri için son derece normal olan bu durum önce maçtan hemen sonra Türkiye ulusal takımının teknik direktörü Fatih Terim tarafından sert bir şekilde eleştirildi. Fatih Terim’in taraftarları eleştiren açıklaması bile kendi başına tartışılacak bir konuydu. Fatih Terim açıklamasında “Yunanistan’ın milli marşı okunuyor ve ıslıklanıyor. Bize olmasını istemediğimiz bir şeyi ne olur bir başkasına yapmayalım. Bu ıslık nereden çıktı? Hoş olmuyor. Allah’tan susturduk. Bizim en büyük hasletlerimizden biri, komşularımıza saygı göstermektir. Biz de komşumuzla oynadık. Hiç yakışmıyor bize. Ölmüş insanlar için saygı duruşu yapıyoruz. Bir dakika sabredemiyor muyuz? Sonra dışarı gittiğimizde bunu izah edemiyoruz. Niye ülkemize bunun için kötü baksınlar. Bugün terör tehlikesi nedeniyle 2 maç iptal edilmiş. Hem de Almanya-Hollanda, Belçika-İspanya maçları. Çocuk oyuncağı değil. Önemli bir şey. Terör tehdidi üzücü ve düşündürücü. Böyle bir ortamda tam tersini yapmalıyız. Böyle yapmazsak, sporun teröre kurban edilmesini önleyebiliriz. Barış ve kardeşlik için kullanılabilecek en önemli enstrüman spordur.”[1] dedi.

Burjuva basının ve birçok kişinin gözünden kaçmış olsa da kelimeler çoğu zaman pek de masum değildir. Fatih Terim’in taraftarları eleştirirken kullandığı “sabretmek” ifadesi de bu kelimelerden biri. Sabretmek genel de hoşlanılmasa ya da onaylanmasa da yapılan bir eyleme ya da davranışa nezaketen tepki göstermemek ve etkisiz kalmak anlamına gelir.  Yani Fatih Terim bile saygı duruşunu bir gereklilik olarak değil “sabredilmesi” gereken bir olay olarak görüyor.

Fatih Terim’in ardından AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in açıklaması ise, adeta saygı duruşunda ıslıklayanları doğrular nitelikte. Ömer Çelik partisinin MYK toplantısının ardından yaptığı açıklama da saygı duruşu esnasında yapılan protestoyu görmezden gelerek, “Ulusal marşta ıslıklı protestoya doğru bakmıyoruz. Tepkiler olabilir ama bunun için marşların bitmesini beklemek gerekir”[2] dedi.

Yaşanan bu ıslıklı protesto dünya basınında geniş yer bulurken birçok gazete ve televizyon “1 dakikalık utanç” ifadesini kullanırken, Türkiye’deki burjuva basını Fatih Terim’in açıklamaları ile olayın üstünü örtme ve aklama çabasına girdi. Bu durum bizler için hiç de şaşırtıcı değil kuşkusuz. Hatırlanacağı gibi Ankara Katliamının ardından Konya’da oynanan Türkiye – İzlanda maçında da Konyalı taraftarlar Suruç’ta ölenlerin anısına gerçekleştiren saygı duruşunu da protesto etmişti ve aynı burjuva basın bu olay karşısında üç maymunu oynamıştı.

Her iki maçta yaşanan bu olaylar bir rastlantı değil. Bu olayların neden son dönemde ortaya çıktığını anlamak için öncelikle Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) son birkaç yıldır ulusal takımın maçların oynanacağı yerler ile ilgili izlemiş olduğu politikaları değerlendirmek gerekiyor.

Galatasaray Stadı’nın açılışında AKP’li bakanların yuhalanması, Reyhanlı saldırından sonra Fenerbahçe tribünlerinden yükselen “Hükümet İstifa” sloganları ve TEB BNP Paribas WTA Championships İstanbul Tenis Turnuvası finalinde iki AKP’li bakan ve AKP’li Belediye Başkanı’nın ıslıklarla konuşturulmamasını tüm sporseverler hatırlayacaktır. Ardından Gezi Protestolarının ardından başta Beşiktaş ve Fenerbahçe tribünlerinde her maç yaşanan protestolar iktidarın ve TFF’nin bu alanda önlem almasına neden oldu. Bu tarihlerinden sonra oynanan ulusal maçlar iktidar partisinin güçlü olduğu şehirlere taşındı ve partinin gençlik örgütleri ve üyelerine verilen biletler ile cılız da olsa bir protestoya izin verilmemesi sağlandı.

Oysaki çok değil, daha bir buçuk sene önce stadlarda küfürün, şiddetin ve karaborsanın engellenmesi için Pasolig uygulaması uygulanmaya başlanmış ve tüm taraftarlar iktidara en yakın sermaye gruplarından biri olduğu bilinen Çalık Grubu’na ait Aktifbank’ın birer müşterisi haline getirilmişti. Fakat bu uygulamayla birlikte stadyumlardaki seyirci sayısının büyük ölçüde azalmasıyla milli maçlarda Pasolig uygulamasına geçilmedi ve bu sayede deste deste biletler yandaş taraftar gruplarına ve partinin teşkilatlarına dağıtıldı.

En son maçta yaşanan da aynı şeydir. İstanbul’da oynanan maç Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı ve Galatasaray Türk Telekom Arena gibi iki büyük ve merkezi stad olmasına rağmen, Başakşehir Fatih Terim Stadı’na alınmış ve maç saati itibariyle de futbol seyircisinin gelmesi engellendi.

Tüm bu sebeplerden dolayı son iki ulusal maçta yaşananların sorumlusu iktidar partisi ve sözde bağımsız olan ama aslında AKP iktidarının denetiminde olan TFF’dir. Yaşanan bu olaylar iktidar partisinin toplumu kutuplaştıran, kin ve nefret tohumları eken ve İslamcı gericiliğin önünü açan uygulamalarının sadece birer sonucudur. Ömer Çelik ile diğer AKP’li isimler ve burjuva medyasının bu kısıtlı tepkisi ve üç maymun tavrının nedeni budur.

 

Dipnotlar

[1]. http://www.cnnturk.com/spor/futbol/fatih-terimden-sert-tepki-bu-islik-nereden-cikti

[2]. http://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/omer-celikten-islikli-protesto-aciklamasi-989451/

Yayınlayan Bahadır Eren

Her ne kadar bir yazılımcı olsam da, edebiyatı, sporu ve politikayı seviyorum... Elimden geldikçe vakit yaratıp okumaya ve okuduklarım hakkında bir plan dahilinde yazmaya çabalıyorum... Yazmaya çalışıyorum diyorum, çünkü, 'yazıyorum' kelimesinin çok basit bir şekilde kullanılabileceğine inanmıyorum... Umarım keyifle okur, fikirlerinizi benimle paylaşırsınız...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir